Hiç Bir Şey Yapmama İsteği ve Bu Durumda Yapılacak Şey

Bedeninizin ve Ruhunuzun Hiçbirşey Yapmama İsteğini Önemseyin

Modern yaşamın omuzlarımıza yüklediği stres çoğu zaman hayatımızın seyrini değiştirecek kadar önem taşıyor.

Ondan kurtulmak, ruhumuzu ve bedenimizi huzura kavuşturmak için çoğu zaman kendimizi değiştirmeden mümkün olamıyor.

Hayatımızın bir parçası olduğunda da bizi rahatlıkla egemenliği altına alabiliyor.

Eminiz ki, siz de stresli dünyanızın olumsuzluklarından kurtulmak için kendi üzerinizde çeşitli yöntemler denediniz.

Oysa son yıllarda onunla bilimsel olarak savaşanlar stresten kurtulmanın tek bir yolundan söz ediyorlar;

stresi amansız bir düşman görmek yerine onu yok saymanın en etkili yöntem olduğunu savunuyorlar.

Hatta üzerine gitmemek, ondan kurtulmak adına hiçbir şey yapmamak gerektiğinden...

Zaman zaman hayatın bir yerinde tıkandığınızı hissettiniz mi hiç?

Kaçacak yol bulamadığınızı, bu ağırlığın vücudunuza ağrılar ve hastalıklar olarak geri döndüğünü?

Oysa içinde bulunduğunuz o karmaşık yumağın içinde debelenmek yerine bir süreliğine hayatın o karesini dondurmak çok daha etkili.

Kulağa ne kadar da hoş geliyor ama maalesef çoğumuz bu kadar cesur değiliz.

Bir şeylerden vazgeçmenin, yükümlü bulunduğumuz sorumluluklardan da kaçmak olduğunu düşünüyoruz.

O zaman, belki de günlük koşuşturmalar arasında küçük molaların baştan çıkarıcılığına teslim olmalı.

Mesela, bir saatliğine cep telefonunu kapatarak hayattan uzaklaşmak, bir café?de oturup hiçbir şey yapmamak, kaybedilen(!) o bir saatin hesabını kimseye vermemek, işle ilgili düşünceleri beynimizin karanlık bir köşesine atmak?

Tüm dünyada çalışanların üçte ikisi bu sorunlarla başa çıkmak zorunda.

Çünkü modern iş yaşamının kuralları arasında her daim aktif olma zorunluluğu var.

Bu da sahip olduğumuz zamanı kendi adımıza kullanmayı engelliyor.

Ve doğanın kanununa aykırı sürdürülen sağlıksız yaşamlar giderek artıyor.

Oysa bilim adamlarına göre, gün içinde kendine alan ve zaman yaratanlar stresle uzun vadede savaşabilecek güçte.

ÇaıIŞma(ma)nIn tam zamanI

Hiçbir şey yapmamanın aslında çok şey yapmak olduğunu kanıtlayan bir kitap Boyner Yayınları'ndan çıktı.

Ernie J. Zelinsky?nin "Çalışma(ma)nın Keyfi" adını verdiği kitabında özetle insanlara hayattan nasıl daha çok zevk alacakları konusunda ipuçları veriyor.

Ve ekliyor; "Bu kitap, işyerinizden uzaktayken alabileceğiniz zevkler hakkındadır"?

Yazar, çalıştığı ya da çalışmaya ara verdiği dönemlerde kişinin yaşam kalitesini artırmanın yollarını, kendi kişisel tecrübelerini, okurlarından aldığı mektupları aktarıyor.

Kitabı okuduktan sonra kendinizi geride bıraktıklarınızı sorgularken bulmanız an meselesi. Hİçbİr Şey yapmadan yaŞamak? Belki biraz tuhaf gelebilir ama vücudumuz zaman zaman bize kendiyle ilgili mesajlar veriyor.

Yani en küçük sorununu bile bir şekilde bize aktarabilme yeteneğine sahip.

Onunla nasıl sağlıklı bir iletişim kurabileceğimize gelince; bunun en kolay yolu vücudumuzu dinlemekten geçiyor.

Eğer molaya ihtiyacı olduğunu bir şekilde sinyaller göndererek anlatmaya çalışıyorsa onu ciddiye almalısınız. Sadece küçük bir kahve molası ya da kısa bir yürüyüş bile vücut adına olumlu dönüşümleri olan faaliyetler arasında yer alıyor.

Gerçi yoğun çalışma saatleri sırasında bu tür ara vermeleri önceden planlamak söz konusu değil. Yine de sadece size ait boş zamanlarda hiçbir şey yapmama konusunda küçük egzersizlere başlayabilirsiniz.

Herhalde bir iş çıkışında kendinize ayırabileceğiniz birkaç saatiniz ya da hafta sonunda en az bir gününüz vardır.

O zaman işe önce dış etkenlerden bağımsız olarak yapmayı en çok sevdiğiniz şeyle başlayabilirsiniz.

Mesela, uyandıktan sonra yataktan hemen kalkmayabilir, pencerenin kenarında saatlerce dışarıyı seyredebilir veya banyo yapmayı keyif haline getirebilirsiniz.

Önce kendİnİ tanI; sen kİmsİn?

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Acıbadem Sağlık Grubu Örgüt/Klinik Psikolog Duysal Aşkun da stresle başetmede ilk adım olarak kişinin kendine ve yaşama bakışı konusunda bir iç farkındalık kazanması gerektiği üzerinde duruyor. Ve kişinin bu iç farkındalığını öncelikle günlük yaşamıyla, kişiliğiyle, bırakamadığı alışkanlıklarıyla ve ilişki tarzlarıyla nasıl zora soktuğunu bulması gerektiğini belirtiyor. Duysal Aşkun?a göre kişiler kendilerini tanımadan, zorlandıkları alanları belirlemeden uygun başetme yöntemlerini hayata geçiremiyorlar.

Dolayısıyla işe öncelikle "Ben nasıl bir insanım" sorusunun cevabını bularak başlamaları ve sonra hareket geçmelerini öneriyor.

Bu aşamada önemli noktalardan biri "pro-aktif olmak".

Bu, birtakım olayları yaşamadan önce belli önlemleri alarak kendini gelişebilecek olayların şiddetinden kurtarmayı amaçlıyor.

SaĞlIklI kalmanIn sIrrI;

İÇ huzur Hayata hiç mola vermeden devam etmek elbette mümkün değil. Çünkü metabolizma, vücudu harekete geçiren bir motor görevi görüyor.

Ne kadar itinalı çalışırsa görevini o kadar uzun süre ve iyi bir şekilde yerine getiriyor.

Sürekli yüksek devirde çalışmak zorunda kaldığında ise stres hormanlarının etkisiz hale getirilmesi o oranda olanaksızlaşıyor. İşte bu durumda hisler de tıpkı kurulmuş bir alarm sistemi kadar hassaslaşıyor.

Vücudun kan basıncı artıyor, bağışıklık sistemi zayıflıyor. Bu yüzden hiçbir şey yapmamak bir zevk olmaktan öte zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor.

Bilimsel araştırmalar bile yaşamın giderek hızlandığı bir dünyada tembelliğin kişiye yaşama sevinci ve sağlık kattığını ortaya koyuyor.

Stres altındaki beynin yavaşlayan düşünme süreci, dinlenme anlarında hızını artırıyor. Öyleyse, şimdi her şeyi bir kenara bırakın ve sadece tembellik ederek sağlıklı, güzel, yaratıcı ve mutlu olmanın tadını çıkarmaya bakın.

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

Anket

Milli Eğitim Bakanlığının Uyguladığı TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) Sistemi, Sizce Uygulanmalı mı?: