Beyni Durduran Alet: "Televizyon" ve Zararları

Beyni Durduran Alet: "Televizyon" ve Zararları

Televizyonun sayısız araştırmalarda o kadar çok zararı ortaya çıkarılmışır ki, anlatmak kaabil değildir.

Ama özellikle küçük çocuklarda çok daha fazla zararlara sebep olmaktadır.

Bazı ülkelerin yasakladığı "3 yaş altı çocukların televizyon izlemesi"nin ciddi sakıncaları bulunuyor.

Çocuğunuz özenerek yaptığınız sebze çorbasını nazlanmadan içsin, durmaksızın ağlıyorsa bir an önce sussun, işlerinizi bitirirken oyalansın ya da misafir gelecek aman evi dağıtmasın diye televizyonu kurtarıcı olarak mı kullanıyorsunuz?

O halde bugün beyaz ekranın karşısında saatlerce oturttuğunuz çocuğunuz; ileride miskin, asosyal, konuşamayan, yeme bozukluğu ve iletişim eksikliği olan, yaratıcılıktan uzak ve odaklanamayan biri olarak karşınıza çıkarsa sorumlusunu uzaklarda aramayın!

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Gülten Özdemir; televizyon izlemenin çocuk üzerindeki etkileriyle ilgili şu bilgileri verdi:

Yapılan bir araştırmada; televizyon izleyerek vakit geçiren 6 – 8 aylık çocukların, izlemeyenlere göre günde 6-8 kelime daha az öğrenebildikleri ve beyin gelişimlerinin izlemeyen çocuklara göre yavaşladığı saptanmıştır.

Yani televizyon; 2 yaş altı çocuklarda konuşma becerisini zedeleyip, iletişim, öğrenme ve konsatrasyonu olumsuz yönde etkileyip, dikkat dağınıklığına yol açması nedeniyle, bu yaş grubundaki çocukların televizyon seyretmelerine izin verilmemelidir.

Annelerin ve bebek bakıcılarının televizyonu kendi yerlerine bakıcı, susturucu ve yemek yedirirken dikkat dağıtıcı olarak kullanmaları; erişkin yaşamda potansiyel miskinlik, hareketsizlik, egzersiz kısıtlılığı ve yeme bozukluklarına neden olmaktadır.

BAZI ÜLKELER YASAKLIYOR

Oyun sırasında arka planda televizyonun açık olması bile çocuğun odaklanmasına olumsuz etki eder. Bazı ülkelerde, televizyonun beyin gelişimini yavaşlattığı gerekçesiyle, 3 yaş altı çocukların televizyon izlemesi konusunda ciddi kısıtlamalar getirilmiştir.

Amerika’da yapılan bir araştırmada; çocukların haftada ortalama yirmi dört saat televizyon izlediklerine ve bu sürenin haftada bir tam güne denk geldiğine dikkat çekilmiştir.

Yani çocuk, beş yaşına geldiğinde, bir üniversite öğrencisinin dört yıl boyunca okulda geçirdiği zaman kadar süreyi televizyon izleyerek harcıyor olacaktır!

Televizyon izlemek; çocukların zihinsel gelişimini olumlu yönde etkileyen anne veya bakıcısıyla yüz yüze etkileşim, iletişim kurmayı öğrenme ve yaratıcı problem çözebilme yeteneklerini de zarara uğratıyor.

OYUN OYNAYIN MASAL OKUYUN

Tüm bu nedenlerle; anne babaların bu yaş grubu için televizyon izleme konusunda, çocukların psikomotor ve psikososyal gelişimi için sınırlamalar getirmeli.

Ebeveyinlerin veya bebek bakıcılarının; televizyon yerine çocukla birebir vakit geçirme, oyun oynama, konuşma, sevgisini gösterme, gezme- dolaşma, diğer çocuklarla iletişimini sağlama, masal anlatma vs. gibi birçok faaliyeti yapmaları daha yerinde olacaktır.

3-4 yaşından sonra televizyon izlemeye ciddi sınırlandırmalar getirmeye devam edilmeli, çocuk gelişimine zarar vermeyen programlara karşı seçici olmalıdır. Çocukların odalarına bizzat televizyon konulmamalı, toplu ve birlikte seyredilebilecek – oturma odası gibi –ortamlarda televizyon olmasına dikkat edilmelidir.

Çocukların televizyon gibi cansız bir varlığın karşısında, duygusal ve sosyal uyarıdan uzak kalarak, sevgiden ve bağlandığı kişiden uzak, konuşmasına, bakışına, kahkahasına karşılık alamadığı, sert ve soğuk bir varlık karşısında psikososyal gelişimi yetersiz ve eksik kalacaklardır.

ALTI YAŞINDAN BÜYÜK ÇOCUKLAR İÇİN DE TEHLİKE!

Bunlara ek olarak diğer yaş gruplarında ise;

Altı yaşından küçük çocuklar televizyonda gördüklerinin gerçek olmadığını anlayamaz; gerçek ile hayali ayırmakta güçlük çekerler. Ayrıca neden –sonuç ilişkilerini de kavrayamazlar, soyut düşünemezler.

6-9 yaş grubu çocukların, kendileri ve sosyal değerler hakkındaki fikirleri, ekrandaki kahramanlar ve televizyondaki star gördükleri kişilerden etkilenip şekillenebilir. Yani davranış ve inançları televizyon karakterleri tarafından şekillenebilir.

ŞİDDETE DUYARSIZLAŞIRLAR

9 yaş altı çocuklar, reklamların çok büyük etki gücü altında kalırlar, reklamlarda söylenenlerin doğruluğuna inanabilirler ve reklamlarda gördükleri şeyi aldırabilmek için anne babalarını iknaya çalışırlar.

Çocuklar yanlış yönlendirilebilirler. Özellikle şiddet konusunda yanlış mesajlar çıkarabilirler. Örneğin; şiddetin yararlı olabileceği konusunda, şiddet uygulayan kahramanlardan yanlış mesajlar alabilirler, şiddete karşı duyarsızlaşırlar, bilinçaltı şiddet duygularının yerleşmesine neden olabilirler, sorunları çözebilmek için saldırgan tutumlara yönelebilirler.

FOBİLER GELİŞEBİLİR

Ayrıca acımasız ve korkutucu dünya imajı, kaygı ve endişe düzeylerini artırır. Televizyonda sürekli korkuya maruz kalan çocuklarda kısa veya uzun vadeli uyku problemleri, yalnız kalamama, zarar görme korkusu, bilinmeyen yaratıklar ve olağan dışı dünya tarafından zarar görme korkuları, çeşitli böcek ve hayvanlara karşı fobiler geliştirebilirler.

DÜŞÜNME VE İLETİŞİM YETENEĞİNİ KÖRELTİYOR

Çocuklara 3 yaş öncesinde televizyon seyrettirilmesi:

1-Çocukların konuşma becerisini olumsuz etkiliyor

2-İletişim kurma yeteneğini zayıflatıp, asosyallestiriyor,

3-Dikkat dağınıklığına neden oluyor, odaklanmayı bozuyor.

4-Bu çocukların kelime dağarcığını daraltıyor.

5-Beyin nöronlarını ve nöronların bağlantılarını öldürüyor.

6-Çocuklarda aktif öğrenmeyi olumsuz etkiliyor; yani konuşma, yazma ve düşünmeyi olumsuz etkiliyor.

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

Anket

Milli Eğitim Bakanlığının Uyguladığı TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) Sistemi, Sizce Uygulanmalı mı?: